15 Aralık 2008 Pazartesi

Pratik Mama Sandalyesi

Bundan birkaç ay önce mama sandalyeleri üzerine araştırma yaparken danıştığım, İstanbul’dan canım arkadaşım Ebru, 17 aylık kızı şekerpare Ayşegül için epey bir zaman önce pratik bir mama sandalyesi aldığını, artık her yere mama sandalyesi var mıdır diye düşünmeden gidebildiğini ve çok memnun olduğunu söylemişti. Bu önerinin üzerine uzuuuun bir zaman firi firi bu mama sandalyesini aradım ve nihayet yola çıkmadan önce buldum. Sadece ilave olarak narin poposu acır belki diye oturma kısmına emniyet kemerini engellemeyen küçük bir şilte koydum. Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere kızım çok rahat etti. Hatta masadaki her şeye el atabileceği fikrine bile kapıldı. Eğer bebeğiniz benimki gibi kendi kendine yiyip içmeye çok meraklı ise evde veya misafirlikte kullanırken sandalyenin altına geniş bir örtü sermekte fayda var. Eveeet, böylelikle minik mucize Arda’nın annesi sevgili Burcu’nun blogunda bu ürünle ilgili olarak sorduğu sorulara da denemiş, kullanmış ve memnun kalmış biri olarak gönül rahatlığıyla cevap vermiş oluyorum. Gayet güvenli, taşıması kolay, hafif ve adı gibi pratik bir ürün. Evde değil ama seyahate veya restorana giderken kullanmak üzere herkese tavsiye ederim.

14 Aralık 2008 Pazar

Kızımın Bayram Hediyeleri


İstanbul’a yola çıkmadan önce Hamarat Anne’nin blogunda görüp çok beğendiğim eşekçik ve çıngıraklı kaplişi annemlerin adresine sipariş etmiştim. Sabahnur sağolsun, müthiş bir hızla hemen ertesi gün kargoyla göndermiş. Vardığımızda evde bizi bekliyorlardı. Bir oyuncak bu kadar mı güzel olur? Üstelik bir değil iki tane. Sabahnur nasıl özenle örmüş, paketlemiş, içine de güzel bir kart yazmış. Bayıldım bayıldım. Kızıma vermek ve tepkisini görmek için bir heyecan bayramın ilk gününü bekledim. Hani bayram hediyesi diye vereceğim, sanki çok anlayacak yaştaymış gibi. Fakat bizim ailede ne mümkün? Kızım bayram diye her gün ayrı bir hediye aldığından (bkz.yukarıdaki fotoğraflar) –ki bunlardan biri teyzesinin hediyesi konuşan köpek ve ayrı bir yazı konusudur- babasıyla benim hediyemiz en son güne kaldı. Kızımın tepkisi hakkında bir şey yazmıyorum, fotoğraflar her şeyi anlatıyor zaten. Tekrar tekrar teşekkürler Sabahnur!

13 Aralık 2008 Cumartesi

Geçmiş bayramınız kutlu olsun!

Öncelikle herkesin geçmiş bayramı kutlu olsun.
Uzun bir ara oldu, farkındayım. Daha önce yazdığım gibi bayram münasebetiyle İstanbul’a geldim ve önümüzdeki hafta sonuna kadar da burada olacağım. Bayram güzel geçti, çünkü uzun zamandır görme fırsatı bulamadığım akrabalarımı kuzenlerimi görebildim. Hepsi de kızımı gördüklerinde sözleşmiş gibi ‘ay ne kadar büyümüş bu’ tepkisini verdiler. Kızım büyüdüğü ve artık Gülannesi, anneannesi ve dedesiyle şöyle 4-5 saat kalabildiği için önümüzdeki hafta da epeydir göremediğim arkadaşlarımı görebileceğim. Mutfak alışverişi dışında bebek olmadan dışarı çıkabilmek gerçekten özgürlükmüş, bunu anladım. Gerçi evden çıkar çıkmaz deli gibi özlemeye başlıyorum o ayrı. Hafiften marazi bir durum, biliyorum ama sadece bende değil hemen hemen tüm annelerde var deyip kafaya takmamaya çalışıyorum.Bu vesileyle bebeksiz dışarıya çıkmayı vicdan meselesi yapmayan ya da yapmamanın yolunu bulmuş annelerden kendileriyle başetme yöntemlerini paylaşmalarını rica edeceğim.

3 Aralık 2008 Çarşamba

Pratik bir börek tarifi

Geçen gün Banu web sayfasında, mutfakta hız ve kolaylık sağlayan pratik uygulamalarını yazmıştı. Ben de yorum bırakırken annemin buzluk böreğini pratik ve dayanıklı olması sebebiyle yazıvermiş ve de bu tarifi kendi bloguma da koyayım bari demiştim. Dün bu börekten yaptım ve pişirdiğim dilimleri de fotoğrafladım. Buzlukta çok uzun süre dayanabilen bir börek olduğunu da ekleyeyim.

Annemin Buzluk Böreği
Malzemeler: 3 yufka, 3 yumurta, 3 büyük boy patates, 1 topak beyaz peynir, 100 gr. eritilmiş margarin, 1,5 su bardağı süt.
Yapılışı: Patatesleri haşlayın ve ezin. Bütün malzemeleri karıştırın.Yufkayı geniş bir yere yayın. Malzemeden bolca, bütün yufkaya eşit olarak yayın. İkinci yufkayı da üzerine bütün olarak yayın. Malzemeyi koyun. Son yufkayı da bütün olarak yayıp yine üzerine malzemeden koyun. Dikkatli bir biçimde önce kenarlarını kapatarak (çok kalın olmasın) parçalamadan yufkayı sarmaya başlayın. Sarma işlemi bitince bir bıçak yardımıyla ortadan ikiye kesin, buzluğa kaldırın. Pişirmek istediğinizde buzluktan çıkarın ve çözülmesini beklemeden dilim dilim kesin. Kestiğiniz dilimleri yan yatırıp tepsiye dizin. Üzerlerine bolca rendelenmiş kaşar peyniri koyun ve önceden 200 derecede ısıtılmış fırında 25-35 dak. pişirin.
Afiyet olsun!

1 Aralık 2008 Pazartesi

Bu Haftanın Menüsü

Bu hafta da sadece MuniSe’me menü hazırlayabildim.

Pazartesi: Mercimekli Kereviz – Tam (kahverengi) Pirinçli Pazı Çorbası
Salı: Tavuklu Sebze Yemeği – Ispanaklı Buğday Çorbası
Çarşamba: Kıymalı Pekmezli Ayva Yemeği – Balkabağı Çorbası
Perşembe: Kırmızı Çorba – Fırında Balık
Cuma: Tavuklu Karnıbahar Brokoli Yemeği – Sütlü Havuç Çorbası
Cumartesi: Kıymalı Enginar Yemeği – Sebze Püresi
Pazar: Kabak/Domates Dolması – Tarhana Çorbası

Bayram münasebetiyle cumartesi akşamı ailemin yanına İstanbul’a gideceğiz kısmetse. Bu şu demek oluyor, menüde gördüğünüz pazar gününün yemeği dolmalar, annemin o öpülesi ellerinden çıkmış olacak ve tabii sadece Meleğim değil biz de yiyeceğiz. Yaşasın! İşte bayram budur!

Başka menüler için bkz.

Ben içiceeem!

Kuzucuğum 7 aylık olduğundan beri cam bardaktan (yani votka shot bardaklarından) su içiyor, hatta garantiye almak için içerken elimi tutuyor:)



Son 10 gündür bardağı eline alıp kendi kendine içmeye çalışıyordu, bardak cam olduğu için korkup vermiyordum. Bu arada da uygun bardak aramaya devam ediyordum. Piyasada var olanlar genellikle alıştırmaya yönelik bardaklar. Bizimki zaten alışmış durumda. Nihayet cuma günü istediğim gibi bir bardak buldum ve aldım. Cumartesi akşamı yeni bardağıyla kendi kendine su içmek istedi ve aşağıda gördüğünüz üzere lıkır lıkır içti. Sonra da bitip bitmediğini kontrol etti:)



Gidip kocaman bir bardak su içmek istedim şimdi:)

30 Kasım 2008 Pazar

İlk bebişler buluşması

Dün Banu ve Mira’nın evsahipliğinde ilk bebekler buluşmamızı gerçekleştirdik. İlk defa babası yanımızda değilken kızımla birlikte arabayla bir yere gittim. Araba koltuğunda sakin sakin oturup uzun uzun etrafı seyretti ve sonunda uykuya daldı. Neden? Arabaya binen her çocuk en geç 5.dakikada uyur sözünün doğruluğundan sanıyorsanız yanılıyorsunuz, çünkü Ankara’yı hala iyi bilmediğimden Banu’lara Haymana üzerinden gidip kendimi aştım:) Neyse, bence bu hiç anlatılmayacak bir hikaye olarak kalsın.
Bebeklerimiz aşağıda göreceğiniz gibi çok şahanelerdi. Arada sırada birbirleriyle ama daha çok kendi kendilerine oynadılar. Birbirlerini seyredip, dokunarak tanımaya çalıştılar. Benim sadece bir iki satırını hatırladığım hatta bazılarını hiç bilmediğim – ki mutlaka ve en kısa zamanda öğrenmem gerekiyor - Çınar'ın annesi Sermin’in söylediği çocuk şarkılarını, Meleğim gülücükler saçarak büyülenmiş gibi dinledi. Sermiiiiin, lütfen duy beni! Sırayla mama sandalyesinde mamalarını yediler. Biz anneler her zamanki bebek muhabbetlerini yaptık ve en yakın zamanda tekrar buluşalım dedik.
Bebeğim eve döner dönmez uyudu. Akşam üzeri uyanıp her zamanki gibi meyvesini yedi, oyuncaklarıyla ve babasıyla oynadı. Ben yemek hazırlarken mutfağın kapısında, mama sandalyesinde oturup bana uzun uzun bugünü anlattı. İki lafının arasında gülerek attığı çığlıklardan gününün çok keyifli geçtiğini anladım. Bu vesileyle başta Banu ve Mira olmak üzere annelere ve bebişlere teşekkür ederim.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails