Tuvalet meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuvalet meselesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2011 Çarşamba

Tuvalet adaptörünü evde unutanlar için süper pratik çözüm!

İki hafta önce cumartesi akşam üzeri, bilumum ateş düşürücü şurupları birer saat arayla verip bir sonuç alamayınca ve meleğimi yeniden duşa sokup işkence etmek istemeyince kalktık hemen yakınımızdaki çocuk doktoruna gittik. Rahatlayarak doktorun yanından ayrıldık ve "biraz dışarıda dolaşın" önerisine uyduk. Ardından Meleğim acıktım deyince Turta Home Cafe’ye gittik. Meleğim pek sevdiği çöreklerden yerken yanına elma suyu da istedi ve 5 dakika sonra mızıldayarak “ç.işim vaay”dedi. Elbette evden çıkarken o telaşla yanıma potette filan almamıştım. Hemen de eve dönecektik hesapta. Tuvalete oturtup sıkıca tutayım dedim, acayip korktu ve “yapmiciiim” dedi. Bacaklarından tutayım dedim, yavrucak bebekken bile böyle bir şey yapmadığım için alışkın değil tabii, kıyameti koparttı. Denemeye kalkınca anladım ki boyu 1 metreyi geçen çocuklarda bu yöntem hiç işe yaramıyor:) Baktım acayip gerilmiş vaziyette, “tutucaaaam” diye tutan inadı “eve gidelim” cıyaklamasına dönüşüyor, aklıma bir cin fikir geldi. Boşuna dememişler “en yaratıcı fikirler çaresizlikten doğar” diye.

Çözüm şu: Önce siz, sanki tuvaletinizi yapacakmış gibi bacaklarınızı açarak tuvalete, en geriye oturuyorsunuz. Ayağınızda pantalon varsa daha rahat oluyor tabii. Sonra yavruyu sırtı size dönükken kavrayıp ön tarafa oturtuyorsunuz. Sırtını koltuk misali size dayayıp kollarıyla da bacaklarınıza kolçak muamelesi yapıyor ve... bırakıveriyor. İşte bu kadar...Nasıl, iyi bir fikir dii mi? Telefonda, Gülüş’e anlattığımda “bunu hemen bloguna yazmalısın. Alternatif Anne’de “Başarı Hikayeleri” diye bir bölüm açtım, oraya da koyalım” dedi.

Bundan böyle “Hay Allah, portatif tuvaletini evde unuttum çocuğun” diye bir endişe yaşamıyoruz artık. Dağa, kıra, bayıra değil de WC’si olan bir yere gidiyorsak tabii:) Elbette, biraz önce Banu’nun yazısını okuyunca gözümün önüne gelen memleketimin teerrrrtemiz (!) WC’leri için, potette, katlanabilir adaptör ya da ne derseniz deyin o zımbırtılardan taşımak yerine, benim gayet pratik bulduğum ve her yerde kullandığım resimdeki şu ürün misali her türlü dezenfektanı yanınıza almayı unutmayın.  

10 Ağustos 2010 Salı

Bezden Kurtulma Hikayesi

Tuvalet alışkanlığı kazandırma seanslarına Aralık sonu ufaktan ufaktan başlamıştım. Aslında aylar önce ben tuvaletteyken o da gelip lazımlığına oturuyor ama pantalonunu ve donunu indirtmiyordu. Mira, Yiğit ve Ege’nin bize geldiği bir sabah Mira’yı potette’in üzerinde oturur görünce her şey değişti. Arkadaşları gittikten kısa bir süre sonra altını değiştirmek istediğimde yatmadı ve doğruca lazımlığına gidip pantalonunu indirmeye çalıştı. Anladım ki heveslenmiş Meleğim. Uykudan kalkar kalkmaz hemen bezini çıkarttım ve uyku süreleri dışında bir daha bağlamadım. Takip eden bir kaç gün bol kaçırmalı alıştırma günleri olarak geçti. Sonrasında bir gün lazımlığa oturmayı reddedip tuvaleti gösterdi. Hemen o akşam gidip potette’ten aldım. Uzunca bir süre hep tuvalete oturdu. Sadece biz tuvaletteyken bizi kaldırmaya çalışmak yerine lazımlığın kapağını açıp pannesini -ki o dönemde Selince pantalon demekti :)- indirmeye uğraştı. Sonra lazımlığın ona nasıl bir özgürlük sunduğunu fark etti, potette’in yüzüne bile bakmadı. Tuvaleti biter bitmez ayağa kalkıyor ve donunu, pantalonunu tam olarak çekemediği için mecburi geyşa adımlarıyla bıdı bıdı evin içinde dolanmaya başlıyordu. Bahar gelince hem donunu hem de pantalonunu kendisi çıkarıp giyebildiği için evde ziyadesiyle “free” dolaştı. Havaların aşırı ısınmasıyla birlikte bu kısmi free olma durumu anadan doğma diyebileceğimiz tamamen free olma haline dönüştü:)
Bizim tuvalet meselemizin bu kadar uzamasının en önemli sebebi ara ara ciddi kesintilere uğramasıydı. Mesela evin alışverişini ben yaptığım için havanın soğuk olduğu günlerde evde babasıyla kalıyordu ve babası Selin’in bezi olmadığını işe dalıp ortalık perişan olduğunda hatırladığından evden çıkarken altını bağlayıp ya da bez don giydirip çıkmak zorunda kalıyordum. Yine de en son Nisan ayında İstanbul’a gidene kadar her şey gayet yolundaydı. Kakasını olmasa bile çişini söylüyordu ve çok az kaza yaşıyorduk. Yine gündüz ve gece uykularında uyku donu giydiriyordum tabii. Ama İstanbul’da Deniz’in altının temizlendiğini gördü bir kaç kere ve Ankara’ya döner dönmez tuvaletini söylemeyi kesti. Çok moralim bozuldu. Fazla da üstüne gidemedim, hassas konu diye. Ama bu süre uzamaya başlayınca kendimi tutamayıp fena halde kızdım. En yapılmaması gereken şey olduğunu biliyorum. Ben de insanım, bazen sabrım taşıveriyor işte. Neyse, bunun şokuyla 3-4 gün daha söylememeye devam etti. Sonra bir sabah yüzümüzü yıkamaya banyoya giderken kendisi lazımlığa oturmak istedi. Büyük tuvaletini genelde kahvaltıdan sonra veya akşam üzeri yaptığı için yakalayabilmek daha kolay olur diye düşünüyordum. Ama hiç öyle olmadı çünkü bu sefer uykudayken yapmaya başladı. Bu süre boyunca sabah kalktığında bez donu –biz ona uyku donu adını taktık, hep dolu oluyordu.
İki aydan fazladır, geceleri uykusunda büyüğünü yapmıyor. Artık bezsiz rahat rahat dışarıya çıkabiliyoruz. Dışarıda çişi, kakası geldiğinde hemen söylüyor hatta bazen canı sıkıldığında “çişim yok anne” deyip beni ayaklandırıyor, sonra da tuvalette beyaz balinanın şarkısının söyleyip “bitti galiba” diyor:) Uygun bir yerde değilsek ve potette’ini sokağa kurmak istersem “yannış yey anne!” diyerek ağlamaklı bir vaziyette itiraz ediyor ve uzun süre tutuyor. Son yirmi gündür bu duruma güvenerek gündüz uykusuna da normal donuyla yatırıyorum. Ayvalık’ta olduğumuzdan akşamları uyku donsuz yatırmaya hala cesaret edemiyorum çünkü sıcaktan bunalıyor ve kalkıp kalkıp su içiyor. Ama Ankara’ya döner dönmez normal donla yatırmaya başlayacağım.

Bu tuvalet işi biraz beni uğraştırmış gibi görünse de aslında tam da olması gerektiği gibi süregeldi ve artık nihayete erdi. Bu süreçte annelere naçizane tek bir tavsiyem olabilir: Sabırlı olun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails