20 Ocak 2009 Salı

Haftanın Menüsü


Hafta ne çabuk bitiyor, yine menü hazırlama vakti gelmiş. Aman sıkıldığım sanılmasın. Hayatımı o kadar kolaylaştırıyor ki bu menü, pazar akşamları sadece yarım saat kafa yorup menü hazırlamak takip eden bir hafta boyunca acayip rahatlatıyor beni. Bir gün gecikmeli de olsa buyurun bu haftanın bebek menüsüne.
Elbette yine tüm bebişlere afiyet olsun, yarasın!

Pazartesi: Sebzeli Bulgur Pilavı – Sütlü Havuç Çorbası
Salı: Mercimekli Tavuklu Kereviz Yemeği – Karnıbahar Çorbası
Çarşamba: Sebzeli Köfte – Mercimek Çorbası
Perşembe: Brokoli Çorbası – Fırında Domates Soslu Balık
Cuma: Kıymalı Pazı Yemeği – Tarhana Çorbası
Cumartesi: Tavuk Lokumu (Bkz. Ayşe Tüter Tarifleri)– Tel Şehriyeli Yoğurt Çorbası
Pazar: Yoğurt Soslu Haşlanmış Sebzeler, Patatesli börek – Tavuklu Şehriye Çorbası

Bu hafta Cumartesi günü (24 Ocak) Meleğimin ilk yaşını arkadaşlarıyla birlikte kutlayacağız. Şekerle mümkün olduğunca geç tanıştırma kararımdan dolayı ve fakat günün anlam ve önemine binaen, sanırım kendi pastasından bir kaç küçük lokma da yedireceğim, tatlı niyetine.

Başka tarifler için bkz. Haftanın Menüsü

Üçüncü Bebişler Buluşması

Geçtiğimiz cumartesi günü hastalıklar sebebiyle bir hafta ertelediğimiz bebişler buluşmasını Sibel ve oğlu Emre Jr.’un içten evsahipliğinde gerçekleştirdik. Bu sefer bebeklerimizi Sermin’in şarkısına rağmen, fotoğraf çekmek için bile birarada tutamadık ve ne kadar hareketlendiklerini görüp şaşırdık.

Emre zaten yürüyor. Mira gayet güzel ayakta durup hatta oynayıp rahatça bir kaç adım atıyor. Meleğim kanapelerin kenarlarında kendi başına ayakta durup birileri kollarının altından tutarsa yavaşça adım atıyor ama daha kolay geldiği için hala emeklemeyi tercih ediyor. Arda eğer açık alan bulup üşenmezse gayet hızlı emekliyor. Çınar epey uzun süren yemek faslından sonra yorgun düşmemişse poposunu kaldırarak emekleme gayretine giriyor –ki bu sefer çok uykusu vardı galiba pek ilgilenmedi bu konuyla. Oturan boğamız Yiğit ise ağır abi olarak oturmaya devam ediyor.
Emre artık bir çok şeyin farkında olarak oyuncaklarını sahiplenmeyi öğrenmiş. Kim oyuncağıyla oynamaya başlarsa hemen yanına gelip almaya çalışıyor ve eğer alamazsa ağlamaya başlıyor. Diğer bebekler gelmeden önce Mira’yla oyuncakları hatta önümüzdeki hafta kızımın doğum gününe gelemeyecekleri için Banu’nun önceden verdiği -bu arada acayip beğendiğimi de hemen belirteyim- tahtadan oyuncak hediyeyi bile bir süre paylaşamadılar. Kuzucuğum acayip gürültülü bir şarkı eşliğinde çalışan oyuncak arabayla oynarken Emre hemen yanına gelip oyuncağını önünden aldı ve henüz daha ne olduğunu anlayamadığından olsa gerek MuniSem hiç sesini çıkarmadığı gibi bir de bize bakıp gülümsedi.

Kuzucuğumun ilk buluşmalardaki çekingenliğini attığını ve bütün bebişlere sevgi gösterilerinde bulunmaya başladığını gözlemledim. Bir de sol elinin baş parmağıyla bütün bebeklerin burunlarını işaret edip dokunmaya çalışması vardı ki çok komikti. Bir ara baktım, oturduğu yerden aynı oyuncakla oynamak için Mira’ya doğru uzanmaya, annesi pantalonunu değiştirdiği için yerde yatan Arda’yı çekiştirerek ve uykusu geldiği için yanağını halıya dayayarak yatan ve o anda insanda yanaklarını koparma isteği uyandıran Çınar’ı t-shirt’ünden tutarak kaldırmaya, yanında oturan Yiğit’in elini tutmaya ve sırtını ona dayayan Emre’ye rağmen elindeki oyuncağı dişlemeye çalışıyordu.

Elbette bu sefer de çok mutluydu meleğim ve her zaman olduğu gibi -kendi başına oynadığı zamanlarda bile- o güzel yüzünden gülücükler eksik olmadı.

19 Ocak 2009 Pazartesi

Bugün 19 Ocak !



Âlâmını kalbinde tutup kimseye açma,

Zira elemin zikri de başka elemdir.

13 Ocak 2009 Salı

Meraklı Miniğin Hikayeleri 2


Mutfaktaki ayna mı?
Meraklı Minik emeklemeye başlamış. Önce yavaş yavaş ama sonraları hızlı hızlı evin içinde her yere ulaşıyormuş. Annesi nereye giderse Meraklı Minik’te oraya gidiyormuş. Bir sabah annesi ona kahvaltı hazırlamak için yine mutfağa gitmiş. Meraklı Minik’te ardından hemen mutfağa girmiş ve bu sefer annesinin bacaklarına tutunup kalkmayı denemek yerine hemen fırının önüne gelmiş. Fırının cam kapağı ayna gibiymiş. Bir kaç kez ayna sanıp kapağa vurmaya çalışmış. Annesi hemen farkedip ona yapmamasını söylemiş. Sonra onu kucaklayıp mutfağın diğer tarafına götürmüş. Sabah sabah annesinin kucağı Meraklı Miniğe sıcacık gelmiş ve inmek istememiş. Ama fırının kapağına bakmadan da duramamış. Kahvaltıdan sonra gün boyunca fırına doğru emeklemiş ve tam önüne geldiğinde hep annesini yanında bulmuş. Akşam annesi yemek hazırlarken yine fırının kapağına ellemek istemiş ama kapak biraz sıcakmış. Annesi yemeği fırına koyunca hemen oradan uzaklaşmış. En sonunda Meraklı Minik fırına yaklaşmaması gerektiğini anlamış.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Haftanın Menüsü


Bu hafta yine sadece MuniSe’me menü hazırlayabildim. Meleğim yemek tabağını her gördüğünde hep fotoğraftaki keyifli ifadeyi takınıyor. Ben de tüm anneler gibi bebeğime yemek hazırlamaya ve onu yedirmeye bayılıyorum. Tüm bebişlere afiyet olsun!

Pazartesi: Kıymalı Sebze Yemeği – Buğdaylı Balkabağı Çorbası
Salı: Tavuklu Kereviz Yemeği – Mercimek Çorbası
Çarşamba: Sebzeli Köfte – Tarhana Çorbası
Perşembe: 2P Çorbası – Fırında Balık
Cuma: Kestane Püreli Tavuk Yemeği – Kırmızı Çorba
Cumartesi: Kıymalı Brokoli Yemeği (Bkz. Anne, Ben Acıktım – Sahrap Soysal)– Tahinli Havuç Çorbası ( Bkz. Mevsimlerle Gelen Lezzetler - Tijen İnaltong)
Pazar: Yoğurt Soslu Haşlanmış Sebzeler, Peynirli Börek – Kereviz Çorbası

Başka tarifler de olsa iyi olur, diyorsanız her zamanki adrese buyurun.

11 Ocak 2009 Pazar

Meraklı Miniğin Hikayeleri 1

Şu duvardaki delikte ne var acaba?
Bir gün, bir yerde, sevgi dolu bir evde, dünyalar tatlısı minik bir kız yaşarmış. Anne ve babası bu tatlı kıza Meraklı Minik adını takmışlar. Çünkü her şeyi çok merak ediyormuş. Önce bütün gün oyun oynadığı salonda duvardaki delikleri merak etmiş. Minicik parmağını uzatmış ve deliğe sokmaya çalışmış ama o da ne! Delik kapalıymış. Çok denemiş ama bir türlü deliğe parmağını sokamamış. Sonra salonun diğer duvarındaki deliğe doğru gitmiş. Oradaki deliğe de parmağını sokamamış. Deliği annesiyle babasının kapattığını anlamış. Onlara bakıp muzipçe gülümsemiş ve tekrar yerine dönüp oyuncaklarıyla oynamaya devam etmiş.

Tarçınlı Kurabiye

Hafta sonu bir şeyler pişirme zamanıdır diye düşünürüm hep. Kurabiye, börek, çörek, kek filan. Gerçi çalışıyorken böyleydi, artık her gün yapma şansım var ama bu sefer de vaktim yok maalesef. Bu tarifi İstanbul’da ablamın bir ahbabının işyerinde yedim. Hemen de tarifini istedim, tarçınlı herşeye bayılırım çünkü. Bayramda yaptık ve misafirlere ikram ettik. Yapımı çok kolay ve kısa sürede pişiyor.
Malzemeler: 3 su bardağı un, ½ su bardağı şeker, ¼ su bardağı pudra şekeri, 1 yumurta, 175 gram margarin, 1,5 yemek kaşığı tarçın
Yapılışı: Bütün malzemeyi karıştırıp kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin. Hamurdan küçük parçalar kopararak ister elinizle ister kalıplarla şekil verin. Yağlanmış fırın tepsisine koyup önceden 180 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirin. Fırından çıkarınca 1’er yemek kaşığı pudra şekeri ve tarçın karışımını kurabiyeler sıcakken üzerine serpin.
Tarifin orijinalinde pudra şekeri ½ su bardağı ama ablamla fazla tatlı olur diye düşündük ve ¼ su bardağı koyduk ve tadı gayet güzel oldu. Benim gibi kurabiyeleri bile fazla tatlı sevmeyenlere bu ölçüyü tavsiye ederim. Afiyet olsun!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails