25 Nisan 2010 Pazar

İstanbul Günleri 1

Anlatmaya nereden başlasam bilemedim. 3 Nisan’da İstanbul’a gittik Meleğimle. Bütün kış domuz gribiyle korkutulmuş ve fakat aşı yaptırmamaya aslanlar gibi direnmiş fena halde İstanbullu bir anne olarak “Yetti gari bozkırı bu kadar beklediğimiz. Benim 2-3 değil yüksek dozda boğaz havası almam lazım, gidiyoruz” dedim ve Selin’le yola çıktık. Yanıma giysiler ve oyuncakların yanı sıra yedek belleğime yüklediğim blog yazı ve fotoğraflarımı ve elbette fotoğraf makinemi de almıştım. 18 Nisan günü eve dönerken İstanbul’da kaldığımız sürede bilgisayarın başına sadece 3 kere ve 5 dakikalık sürelerle oturabildiğimi fark ettim. Ablamın bilgisayarı akşamları Selin’le yattığımız odada olduğundan uyku saati geldiğinde kullanmak mümkün olmadı. Gündüzleri de bütün vaktim genellikle yine Selin’le geçti. Sonuçta ne kendi bloglarımı güncelleyebildim ne de arkadaşlarımın bloglarına bakabildim.
Ama meleğimin hakkını yemeyeyim. Bu sefer yanımda olmadan ya da uyku saatine denk getirmeden 3 kere yalnız dışarıya çıkabildim. İlkinde üyesi olduğum derneğin genel kurul öncesi üye toplantısına katıldım, yıllar sonra. Selin’e “ben şimdi toplantıya gidiyorum, akşam döneceğim” dedim. Bana “taman anne dit, topyan gey (tamam anne git, toplan gel)” dedi:) ve hatta gidişimle hiç ilgilenmedi. Çünkü yeğenimin oğlu, kendisinden 8 ay küçük Deniz’le bahçede oynamaya başlamışlardı. Ben rahatça çıkabileyim diye o gün sabahtan büyük ablamlara gitmiştik ve şansımıza hava çok güzeldi. Bahçeye konulan kaydırakla ve ilk defa bindiği (ve inmek istemediği) 3 tekerlekli bisiklet turlarıyla keyfi arşa vurdu. Gidişim umurunda olmadı ama döndüğümde ‘gözüm yollarda kaldı’ bakışıyla karşıladı beni hatta sarılmak için önce biraz nazlandı.
İkinci çıkışım İstanbul’un en özel köşelerinden birine, Eminönü’ne gitmek içindi. Kaç sefer, çok istediğim halde gitmeye fırsatım olmamıştı. Benim için önceleri üniversite yıllarımın geçtiği sonrasında da turizmci olarak çalıştığım yerler olmaları sebebiyle Eski İstanbul’un çok büyük önemi vardır. Oraları bir başka severim. Bu sefer dayımın, torunu Naz için aldığı ve ballandırarak anlattığı oyuncaklardan almalıyım diyerek yola çıktım ve soluğu Yeni Camii’nin önünde aldım. Neden orası derseniz, Yeni Camii’nin önünde bir alt geçit var. Bu alt geçitte de 3-4 tane oyuncakçı dükkanı. Ankara’da sıradan bir oyuncakçıda fiyatı 18-25 TL arası değişen bir oyuncak ütüyü –ki aynı marka- buradan 10 TL’ye aldım. Bilhassa ışıklar yanan kuyruğunu sallayarak, çalan müzik eşliğinde dolaşan Nemo’ya bayıldım. Tabii Selin de bayıldı. Abartmıyorum, 2 oyuncak fiyatına 6 tane oyuncak aldım. Yok yok, hepsi Selin’e değil, Deniz’e de aldım.
Oradan Mısır Çarşısı’na gittim. Kızımın siparişi olan “badem, simme, ay” aldım. Tercümesi bildiğimiz badem fakat kesinlikle Datça bademi, Amerikan olanı yemiyor. Simme, iç antep fıstığı (ne alaka dii mi?). Ay da kaju; şekli aya benziyormuş da...
Uzun zamandır hasret kaldığım bir şeyi yapmak üzere yani en yakın arkadaşlarımla buluşmak üzere dışarıya yalnız çıkışım da sonuncusuydu. Eskiden, işin gücün arasında 5 dakika vakit bulsak bir kadeh bir şey içmeye, eş dostla laflamaya ya da iki satır bir şeyler okumaya kendimizi atıverdiğimiz, evimizin salonu gibi rahat ettiğimiz, kısacası her daim takıldığımız Beyoğlu’ndaki Kaktüs Kafe’de buluştuk ve hep yediğimiz şeyleri ısmarladık. Hava çok güzeldi ve bu buluşma bana çok iyi geldi.
Selin’le Deniz’in muhabbetleri ve birlikte yaptıklarımız da bir sonraki yazıya kalsın. Yoksa uzunluğundan okunamaz bir yazı olacak.
Bu sefer ki İstanbul seyahatimizin içimi yakan tarafı da vardı. Bir ay kadar önce geçirdiği beyin kanaması sebebiyle hastanede yatan çok sevgili Gürkan eniştem vefat etti. Ben onu çocukken hep Ediz Hun’a benzetirdim. Çok yakışıklı, çok kibar bir adamdı. Kibar yaşadı, kibar öldü. Işıklar içinde uyu enişteciğim.

Not: Yukarıdaki fotoğrafı Selin 11 aylıkken çekmiştim.

2 yorum:

  1. hoşgeldiniz :))insanın ailesi gibi yok hele de abla ::::::::

    YanıtlaSil
  2. hOŞGELdin Çiğdemcim;
    Ne güzel olmuş senin için. İstanbul'un havasını solumuşsun.. Bir de başın sağolsun.. Yakında görüşürüz umarım..

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails